İşletmeYazıları.com : İşletme Yönetimi Üzerine Yazılar...

Verimlilik Kavramının Genel Anlamı ve Çeşitli Tanımları


verimlilik

Notlarımı karıştırırken, 2004 yılında hazırladığım “Limanlarda Verimliliğin Ölçülmesine Yönelik Bir Bilgisayar Yazılımının Geliştirilmesi ve İzmir Limanı Uygulaması – Creating a Software About Port Productivity Measurement and Port of Izmir Application” başlıklı yüksek lisans bitirme tezime denk geldim ve içerisinde bulunan “Genel Anlamı ile Verimlilik Kavramı ve Çeşitli Tanımları” başlıklı bölümü, konunun önemine ve güncelliğine binaen birebir şekilde buraya taşımaya karar verdim. Faydalı olması dileğiyle…

 

Genel Anlamı ile Verimlilik Kavramı ve Çeşitli Tanımları

Verimlilik, en genel olarak, üretilen ürün / hizmet (çıktı) ile bu ürünü / hizmeti üretebilmek için kullanılan girdiler arasındaki oran olarak tanımlanmaktadır. Verimlilik, “prodüktivite” sözcüğünün karşılığı olan bir kavramdır ve genellikle “geniş” ve “dar” anlamda olmak üzere iki biçimde tanımlanmaktadır; Geniş anlamda verimlilik, ekonomik amaçlara ulaşmada araçların duyarlılık ve etkinliğini ölçen soyut bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Dar anlamda verimlilik ise, teknik açıdan verimlilik ile aynı anlama gelmekte ve üretim miktarı (çıktı) ile üretim faktörleri miktarı (girdi) arasındaki fiziksel ilişkiyi belirtmektedir. Buradaki girdiler ise insan kaynakları, fiziksel ve finansal kaynaklar, enerji, materyal ve bilgi olarak belirlenebilir (Doğan, 1998).

Genel bir tanımlama yapılırsa, verimlilik, bir üretim ya da hizmet sisteminin ürettiği çıktı ile, bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki ilişki olup, ürün ve hizmet yaratmak için, kaynakların etkin ve yararlı kullanım derecesi olarak tanımlanabilir. Sözü edilen kaynaklar; insangücü, malzeme, sermaye, teknolojidir.

 

Verilen tanıma göre;

Verimlilik = Üretim Miktarı / Üretim Faktörleri Miktarı = Çıktı / Girdi (Birim Zaman)’ dır.

 

Yukarıdaki tanımlara göre kavram şöyle ifade edilebilir:

Verimlilik; kısıtlı kaynakların akılcı, topluma ve insana yararlı, doğaya saygılı bir biçimde kullanılarak en etkili sonuçları alabilmek ve yaşam kalitesinin yükseltilmesini sağlamak yönündeki çabaların tümüdür (Özgül, 2001).

 

Verimlilik Kavramının Ortaya Çıkışı

Verimlilik kavramının ilk ortaya çıkışı 19. yüzyıl başında Frederic Taylor’ ın çalışmaları dönemine rastlamaktadır. Önceden bir işçinin daha çok üretebilmesi için ya daha uzun saatler ya da daha sıkı çalışması gerektiğine inanılırdı. Taylor ise, fazladan çalışmadan, işin yapılış tarzı değiştirilerek, toplam üretim miktarının arttırılabileceğini iddia ediyordu.

1970′ li yılların başında ise, bu hususta önemli değişiklikler yaşanmaya başlanmıştır. Taylorcu verimlilik anlayışı özellikle maliyetlerin aşağı çekilmesi üzerine yoğunlaşmıştı. Ancak dünya genelinde yaşanan değişimler sadece maliyetleri azaltarak verimlilik artışı sağlamanın yeterli olmadığı ortaya çıkardı. Bu sayede etkinlik ve verimlilik faktörlerinin bir arada ele alınması ile, Taylor tarafından öne sürülen “efficiency” kavramının yanında, “productivity” olarak ele alınan yeni bir kavram doğmuş oldu.

Günümüzde ise, işletme bilimindeki gelişmelere paralel olarak, bir çok yeni yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yeni yaklaşımlar ise, verimliliğin tanımlanması ve geliştirilmesi hususunda önemli roller üstlenmişlerdir. Bunların başında toplam kalite yönetimi (TQM) yaklaşımı gelmektedir. Zamanında üretim (JIT) ve yalın üretim sistemi gibi kavramlar da bu bağlamda örnek olarak gösterilebilir. Verimlilik anlayışı değişirken, verimliliğe ulaşmak için kullanılan araç ve tekniklerin de değiştiği her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Verimlilik Türleri

Üretim miktarının üretim faktörlerine oranı olarak tanımlanan verimlilik, “toplam faktör verimliliği” ve “kısmi verimlilik” olarak iki gruba ayrılır (Doğan, 1998).

Toplam üretimin, üretimde kullanılan tüm faktörlere bölünmesiyle elde edilen orana “toplam faktör verimliliği”, toplam üretim miktarının işgücü, hammadde, makine ve donatım gibi üretim faktörlerine oranına da “o faktörün verimliliği” veya “kısmi verimlilik” denilmektedir.

Toplam faktör verimliliğine bazen “işletmenin toplam verimliliği” de denilmekte ve aşağıdaki eşitlik biçiminde gösterilmektedir (Doğan, 1998):

Toplam Faktör Verimliliği = Toplam üretim miktarı (çıktı) / Toplam girdi miktarı (girdi)

 

Üretim faktörlerinin her birinin ayrı ayrı verimlilikleri veya kısmi verimlilikleri ise şöyle ifade edilir:

İşgücü Verimliliği = Üretim Miktarı / İşgücü Miktarı (birim/adam-saat veya birim/işçi sayısı)

Makine Verimliliği = Üretim Miktarı / Makine – Saat Miktarı (birim / makine – saat)

Malzeme Verimliliği = Üretim Miktarı / Malzeme Miktarı (birim / mal miktarı)

Sermaye Verimliliği = Üretim Değeri / Üretimde Kullanılan Sermaye

 

Verimlilik artışını sağlayan faktörlerden en önemlisi “insan faktörü” ve “işgücü” nün sahip olduğu niteliklerdir. Başka bir deyişle, “işgücü verimliliği” verimlilik türleri arasında en çok göz önünde bulundurulan ve ölçümünün yapıldığı tür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilindiği gibi, bir ülke ekonomisinin veya ülke ekonomisi içerisindeki işletmelerin gelişip büyüyebilmesi, uluslar arası piyasalarda söz sahibi olabilmesi, verimliliğini ve gücünü arttırabilmesi için salt fiziksel yatırım yeterli değildir. Makro ve mikro ekonomik seviyelerde başarılı olabilmenin en önemli ve etkin unsurlarından biri der yapılacak işin kapsamının gerektirdiği yetenek ve eğitime sahip insan kaynaklarına sahip olmaktır. Başka bir deyişle, bir ülke ekonomisinin veya bir işletmenin uzun vadede başarısı sahip olunan insan gücü kaynaklarının nitelikleri ile sınırlı ve orantılıdır. Fiziksel (makineler / tesisler) parasal ve doğal kaynaklar ne denli büyük olursa olsun, nitelikli insan gücü olmadan ne ülke ekonomisinin ne de işletmelerin uzun vadede kalıcı bir başarıya ulaşması düşünülemez. Bu nedenle insan gücünün eğitimi ve öğrenimine yapılan yatırımlar son derece önemli ve kalkınmanın vazgeçilmez bir unsurudur.

 

Verimliliğin Önemi

Verimlilik gerek işletmeler, gerekse bir ülke için oldukça önemli bir kavramdır. Farklı bakış açıları için farklı anlamlar ifade eden kavram, tanımı her ne olursa olsun, ulusal refahın arttırılmasında en önemli araçlardan birisidir.

Bu noktada; temel problemlerinden birisinin “düşük verimlilik” olduğu “Türk iş dünyası” için, en önemli verimlilik unsurunun işgücü verimliliği olduğu ve bu konuda hızla olumlu adımlar atılmasına ihtiyaç duyulduğu da eklenmelidir.

Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında, verimlilik artışının insanların refah düzeyine yaptığı olumlu katkıların yanı sıra, demokrasinin gelişmesi açısından da oynadığı önemli rol göze çarpmaktadır.

Nüfusun ve buna bağlı olarak ihtiyaçların hızla arttığı dünyamızda, kaynaklar ise aynı hızla yok olmaktadır. Verimliliğin genel tanımından yola çıkarak bu noktada yapılabilecek bir yorum, insanlığı geleceği açısından her anlamda verimliliğin arttırılmasının, daha az kaynak kullanılarak daha fazla çıktı elde etmek anlamına geleceğidir. Bu nedenle de, verimliliğin insanlığın kaderini tayin etmede önemli bir role sahip olduğu dahi söylenebilir.

Bunların yanı sıra, verimlilik işletmenin başarı derecesinin ve karlılık durumunun da önemli bir göstergesidir. Teknolojik gelişmelere karşı gösterilen uyum yeteneği, işgücünün en doğru biçimde kullanılması, süreçlerin uygun şekilde tanımlanması gibi parametrelere bağlı olan verimlilik düzeyi, bu ve buna benzer koşulların yerine getirilme oranını da göstermektedir.

Verimlilik, bazı yönleri ile nitel olarak görülse dahi, esas itibariyle nicel ve ölçülebilir bir kavramdır. Önemli olan ise, verimliliği doğru değişkenler ve veriler kullanarak, gerçek sonuçları gösterecek biçimde ölçebilmektir.

 

Verimliliğin Ölçümü

Verimliliğin önemi bahsinde de değinildiği üzere, verimliliğin doğru biçimde ölçülmesi, kullanılabilir anlamlı sonuçlara ulaşılabilmesi bakımından büyük öneme haizdir.

En temel anlamda yapılacak ölçüm, çıktılar ile, bu çıktıların oluşması için kullanılan girdilerin oranını esas alan hesaplamanın neticesidir. Burada işgücü, makine sayısı, kullanılan ekipman vs. şeklindeki girdilere karşılık elde edilen ürün miktarı vb. çıktılar göz önünde bulundurulmaktadır. Bu hesaplama genellikle, tek tip ürün üreten işletmeler için kolaylıkla yapılabilmekte olup, başka bir deyişle tek bir faktöre bağlı verimlilik değeri daha kolay bulunabilmektedir. Buna karşılık, karışık süreçler içeren, çok farklı ürünler üreten işletmelerdeki verimlilik hesabı daha zor yapılmaktadır. Toplam faktör verimliliği ise, farklı birimler ile ifade edilen kısmi verimliliklerin aynı hesap işlemi içerisinde kullanılmasının zorluğundan ötürü, çoğu zaman doğru bir biçimde tespit edilememektedir.

Daha önce belirtildiği gibi, verimlilik ölçümünde işgücü veya emek verimliliğinin ölçümünün özel bir yeri vardır. Bir işletmede işgücü verimliliği fiziksel olarak kolaylıkla ölçülebilir. Üretim miktarı ve girdilerin fiziksel birimlerle ölçümü tercih edilmesine karşın, bunun mümkün olmadığı durumlarda parasal birimlerle ölçüm alternatifi denenir. Ürün miktarı, metre, kilogram, ton gibi fiziksel birimlerle ölçülürken; üretimde kullanılan işgücü faktörü fiziksel olarak iki biçimde ölçülür: Birincisi, işgücü girdisini çalışanların sayısı veya işçi sayısı cinsinden ifade eden ölçüt, ikincisi ise, üretimde kullanılan işgücü girdisini zaman cinsinden ifade eden “işgücü – saat (adam – saat)” ölçütüdür. Birinci ölçüte göre fiziksel verimlilik, çalışan bir işçiye düşen fiziki üretim miktarı; ikinci ölçüte göre de çalışılan saat başına üretim miktarı cinsinden ifade edilir (Doğan, 1998).

 

 

 

SUMMARY

Productivity is defined as the ratio between the product/service (output) produced in general and the inputs used to produce this product/service. Productivity is generally defined in two formats: “broad” and “narrow”; In a broad sense, productivity is defined as an abstract concept that measures the sensitivity and effectiveness of tools in achieving economic goals. In a narrow sense, productivity is  the physical relationship between the amount of production (output) and the amount of production factors (input). The inputs here can be identified as human resources, physical and financial resources, energy, materials and information (Dogan, 1998).

If a general definition is made, productivity is the relationship between output generated by a production or service system and the input used to create this output, and can be defined as the effective and useful usage of resources to create products and services. The resources mentioned are; it is manpower, materials, capital, technology.

 

 

2 comments on “Verimlilik Kavramının Genel Anlamı ve Çeşitli Tanımları

[…] Verimlilik Kavramının Genel Anlamı ve Çeşitli Tanımları başlıklı yazımda, 2004 yılında hazırladığım “Limanlarda Verimliliğin Ölçülmesine Yönelik Bir Bilgisayar Yazılımının Geliştirilmesi ve İzmir Limanı Uygulaması – Creating a Software About Port Productivity Measurement and Port of Izmir Application” başlıklı yüksek lisans bitirme tezimden ilgili bölümü paylaşmıştım. Bu yazımda da yine aynı çalışmadan limanlarda verimlilik ile ilgili bölümü aktarmak istemekteyim: […]

[…] Verimlilik Kavramının Genel Anlamı ve Çeşitli Tanımları […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir